Maltada aşk

İki gün önce Twitter hesabımda kimin ilişkisini bana anlatıp anlatmak istememesini sordum ve soruma gelen hikayelerden biri. Ciftimizin hikayesi 3 yıl önce bu zamanlar başlamış. İkisi de bilmedikleri bir ülkeye eğitim almaya gitmişler. Herkes ve herşey çok yabancı ama onlar ilk tanıştıkları günden beri utangaç bakışlarla birbirilerine destek olmuşlar o kalabalıkta. Hikayenin devamını taraflardan kahramanlarımızdan biri olan Ferdadan dinleyelim :) 




Birgün sınıfta oturuyordum o geldi ben sadece bakıp gülüyordum. O da türk olup olmadıgımı sordu sonra biraz muhabbetimiz başladı. Şunuda araya sıkıştırıyım şöyle oldu böyle oldu diye anlatırken sanki hayatımın en özel dakikalarını basite indirgemiş hissediyorum. Ama o anki hislerimin tarifi yok... Neyse kaldığım yerden devam ediyorum. Utangaç bir şekilde arkadaşlığımız sürüyordu. Sürekli gözlerimiz birbirini arıyor birbirimizi kıskanıyorduk. Ama bizim aşık olmamamız lazımdı cnkü ikimizde oraya gitmeden önce yıkılması zor duvarlar örmüştük. Ama o beni hiç yormadan ilk gördüğümde o duvarları yıkmama yardım etti. Balkon konuşmalarımız başladı sabah kadar dertleşmeler falan. Falan filan değil aslında her saniyesi mıh gibi aklımda ve bir saniyesini bile hiç birşeye değişmem ve bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Neyse birgün dışarı çıkarayım seni hep evdesin dedi. Sahilde güzel bi yere gittik biraz sohbet dönerken clubu göstereyim sana dedi. Ama içerisi inanılmaz kalabalık bana tutun kimse bişey söylemesin sana dedi. Snra elimi tutabilirsin derken bir anda birleşti terlemiş utangaç ellerimiz. Hani böyle filmlerde olur ya insanın içinden kocaman bişey kopar gider. Aynen öyle olmuştu o kalabalıkta o çılgın müzikde ben kalbimin atışını duyabiliyordum heycandan ölebilrdim... Birgünde sabaha kadar sahilde oturup şarap içmiştik müzikler dinleyip. Sonra ben sarhoş olunca ona sarılarak yürümek zorunda kaldım beni odama bıraktı üstümü örttü baş uçuma limonlu içecegimi koyup gitti☺️ ertesi gün ben utançdan ölüyordum tabi. Böyle utangac bakışmalarımız ayak üstü muhabbetlerimiz devam ederken birgün benmle konuşmamaya başladı içim yandı ne yaptım acaba diye kendimi yedim. Sonra aşık olamaması gerekiyormuş aşk ona yasakmış falan filan benden uzak durmalıymış beyfendi. Tabii bende kızgın konuşmuyorum hiç. Biraz böyle devam etti sınıfta birbirimizle göz göze gelmemek için verdiğimiz mücadele dillere destan zaten. İr gece kapım caldı elinde bir şişe içki falan gelmiş. Buyur ettim  ve efsaneleşmiş balkon konuşmalarımız başladı.. Bana kızıyordu neden bu kadar iyisin neden böylesin benim senden uzak durmam gerekiyor gibi konuşmalar başladı... Sonrası nasıl bitti bilmiyorum o gece bitti ama benim miladım başladı o gece. Yalvarıyordu sabah uyandığımda unutmayım sevgili olduğumuzu hatıtlayım diye. Nasıl unuturum nasıl unutabilirdim ki... Sonra dillere destan bir aşk hikayesi başladı. Herkes yabancı herşey yabancıyken biz birbirimizin elini tuttuk. Nasıl anlatayım bilmiyorum ki birgün parasız kaldık su içtik sadece ertesi sabah bir sürü paramız oldu. Romantik yemeklere de gittik birbirimize sürpriz kahvaltılarda hazırladık. Birlikte yağmurdada ıslandık. Utangaç ellerimizi birleştirip bilmediğimiz yerleri keşife çıktık alışık olmadığımız şeyler tattık... Birbirmizi keşfederken şehri keşfetmeyide ihmal etmiyorduk. Sonra dönüş zamanı geldi. İçimiz buruk birbirimize sözler veriyoruz cnkü Türkiye farklı şehirlerde yaşıyorduk ama bana bir gün bile uzakda olduğunu hissetirmedi hep yanımdaydı. Tek başına 450 km yol gelip giderdi benim için. Fedakarlıklarını anlatmakla bitiremem... Daha anlatıcak o kadar çok şeyim vardı ama sanki yazıya dökerken sıradanlaşıyor benim yaşadığım o güzel şeyler gibi... Kısacası Kücük bir aşk adasında herkes birbirine yabancı insanlar yabancı. Tenleri farklı dilleri farklı fikirleri çok farklı... Ama yürekler hep aynı atıyor. Ben onu yabancı bir şehir de kaybolmuş küçücük  bir aşk adasında buldum. Yüreklerimiz okyanusun ortasında birleşti, kalabalıkta kaybolmamak için tutuşmuştu ilk defa  ellerimiz tanımadıklarımız arasında kaybolmayalım diye birleşti terlemiş avuç içlerimiz. Ve o an o kalabalıkta ben kalbimin sesini nasıl duyabiliyordum bilmiyorum. herşey farklıyken herkes farklıyken biz aynı bakıyorduk birbirimize. Kaçamak bakışlar utangaç selamlaşmalar. Aşık olmaktan korkan yabancı yüreklerdi o kalabalıkta ne engel bulabildik ne bahane bulabildik. Yine terlemiş avuçlarımızı utangaç yüreklerimizi birleştirip onunla keşfettiğim her alışılmadık manzara benim en güzel cennetim oldu. Bir saniyesini bile hiç birşeye değişmeyeceğim maceram benim. Biz kaderimizi okyanusun ortasında birleştirdik o güzel adamla ve o ada o deniz o sıcak şahit oldu benim miladıma. O benim miladım o benim biriktirdiğim ve hep saklayacağım en güzel anım. Şuan ellerimiz ayrı ama hala en güzel mucizem o benim. Varlığı için hergün şükrettiğim biriyle şimdi sadece dualarımda buluşuyorum. Özlemimi rüyalarımla gideriyorum. Belki bir gün tesadüfen bunu okursun hatırlarsın beni demi?"


Neden ayrıldıklarını sorduğumda " ailelerimiz uyuşmadı" dedi, şimdi çoğumuz "ya ailenle mi yaşıycak, önemli olan sizsiniz" diye düşünüyoruz ama öyle değil. Tamam, belki bizim ailelerimiz için böyle ama bu şekilde düşünmeyen aileler de var. Bir insanla hayatını beraberleştiriyorsan, o zaman ailen de bununla uzlaşmalı. Uzlaşmaları için ortak noktaları olmalı. Bazen yırtınsalar da bulamıyorlar ortak nokta, o zaman da her aile karşı tarafa hakaret eder, tanımaz, bir masa arkasında oturmaz. E böyle aile ya da evlilik mi olur?!


Demem o ki, her şeyin hayırlısı, kısmet değilmiş. Yas tutmaya gerek yok, bi rüzgardı, esti, geçti. ya da 15 ay olmuş hala Ferdada geçmemiş ama olsun, geçer yakında.


xoxo


Comments