Erkekler ve aşk acıları
Aşk acısı çeken erkek gördüğümde bütün dertlerimi unutuyorum. Dünya o adamın etrafında dönüyor benim için. Daha fazla merak ediyorum. Bana yakınlığı - uzaklığı, arkadaşlığı, ünlü - ünsüz olması, tanışmam, kim olduğu-olmadığı, herşey önemini yitiriyor o an.
Nasıl olur da bir erkek aşk acısı çekecek kadar sever. Biz alışığız erkeklerin genellikle aldatan, öküz, sorumsuz, önem vermeyen, odun, umursamaz, vurdumduymaz olmalarına. Aksini görünce UFO görmüş gibi oluyoruz. UFO haberlerine bile aşkından geberen erkeklerden daha sık rastlıyoruz.
Aşk acısı çeken erkeklere karşı bu duruşumuzun iki kaynağı var gibi geliyor bana:
1. Bizi hiç böle seven erkek olmadı!!!!! Neden olmadı? - sorusundan yola çıkarak kendimizi boşverir karşı taraftakı kıza bakarız. Bu kız nasıl biri ki, adam aşkından geberiyor? Neler yaşadılar ki, bu acı dinmiyor? Çok mu güzel bir kız acaba? - diyerek erkeği ikinci plana atıp kızla ilgilenmeğe başlıyoruz. Mümkün derecede bilgileniyoruz. Genelde bu olaylarda kızın öyle dünyalar güzeli olmadığını, sempatik, sıradan bir kız olduğuna şahit oluyoruz. Güzel değil bizden farklı olduğunu görüp kızı rahat bırakıp dönüyoruz adama. Adam kızda bir şey bulmuş. Bu güzel! Demek ki, bir erkeğin aşkından gebermesi için güzellik o kadar da önemli değilmiş. Tekrar tüm düşüncemiz erkeğin etrafında dönüyor. Günahkar taraf daha çok acı çeker mantığıyla erkeği tepeden tırnağa analiz ediyoruz. Acaba kız bunu başkasıyla mı yakaladı? Kız artık buna tahammul edemiyor mu? Sapık mı? Manyak mı? - gibi sorularla erkeğin psikolojisini çözmeye çalışıyoruz. Şizofren olduğuna dair de kendimizce bir kanıt bulamayınca, "Tamam, gerçekten sevdi demek, ama belli olmaz tabii." diyoruz. Son kelimelerle adamı karalamaya şans bırakıyoruz bir de kendimize.
Böyle durumlarda ben genelde ayrılma sebeplerini merak ediyorum. Erkek bir kızı böyle seviyorsa ve sevgililerse, kesin kız da bunu seviyor. Bir de erkeğe bakıp öylesine sevgi değil, baya derin bir ilişki olduğunu anlıyoruz. Bu durumlarda birbirilerini karşılıklı seven insanlar neden ayrılır?
a.Başkası var
b.Bir milyon yalan
c.Soğudular
Şimdi bunların hiç biri değil bana göre. Gerçek bir ilişki böyle şeylerden yılmaz. Yerde kalıyor bu iki insanın karakterleri, özellikleri, istekleri, onlar da zaten birbirine uymuyorsa, o sevgi fazla sürmez (Bu da başka bir yazının konusu. Beklemede kalın). Taraflardan biri oyunu bozar ve bu iş biter. Acı çekmek genelde kıza kalır ama bu sefer erkeğe kalmış.
2. Aşk acısını dolu-dolu yaşayan erkek görmedik!!!!! Günümüzde çok sevdiği sevgilisinden ayrılan yetişkin bir erkek en fazla 1 yıl bekar gezer. Aynen!!! Bekar gezmesi konuştuğu kızların olmadığı anlamına gelmez. Kankalarıyla takılır, maç, futbol, film, PS derken başka bir manita yapar. Vicdanlıysa da, eski sevgilisinin ardından bırak güzel bir şey söylemeyi, kesinlikle hiçbir şey söylemez. Kendimizden uydurmuyoruz ya, bunca zaman böyle gördük.
Ya da, adam gerçekten çok sevdi, seviyor, acı çekiyor ama belli etmiyor. Erkek adam acısını belli eder mi?! - düşüncesi işte. Kendilerine yakıştırmazlar. Biz de uzaktan bakınca vurdumduymaz herifin teki olduğunu düşünüyoruz. Önyargılara karşı olsak da, aklmızın ucundan geçer bu düşünce. Sebebi de sadece bugüne kadar edindiğimiz tecrübe.
Aşklarından ölmelerine alışkın değiliz. Görmedik hiç sevgilisinden ayrıldıktan sonra kaç yıl yas tutan erkek. Görmedik. Göstermediler. Ya da gösterecek kadar sevmediler. Ya da sevdiler, göstermeyi kendilerine yakıştırmadılar. Ya da kendilerine yakıştıracak kadar sevmediler.
Yazının ilham kaynağı şarkı. Coverler zaten her zaman iyi.
Nasıl olur da bir erkek aşk acısı çekecek kadar sever. Biz alışığız erkeklerin genellikle aldatan, öküz, sorumsuz, önem vermeyen, odun, umursamaz, vurdumduymaz olmalarına. Aksini görünce UFO görmüş gibi oluyoruz. UFO haberlerine bile aşkından geberen erkeklerden daha sık rastlıyoruz.
Aşk acısı çeken erkeklere karşı bu duruşumuzun iki kaynağı var gibi geliyor bana:
1. Bizi hiç böle seven erkek olmadı!!!!! Neden olmadı? - sorusundan yola çıkarak kendimizi boşverir karşı taraftakı kıza bakarız. Bu kız nasıl biri ki, adam aşkından geberiyor? Neler yaşadılar ki, bu acı dinmiyor? Çok mu güzel bir kız acaba? - diyerek erkeği ikinci plana atıp kızla ilgilenmeğe başlıyoruz. Mümkün derecede bilgileniyoruz. Genelde bu olaylarda kızın öyle dünyalar güzeli olmadığını, sempatik, sıradan bir kız olduğuna şahit oluyoruz. Güzel değil bizden farklı olduğunu görüp kızı rahat bırakıp dönüyoruz adama. Adam kızda bir şey bulmuş. Bu güzel! Demek ki, bir erkeğin aşkından gebermesi için güzellik o kadar da önemli değilmiş. Tekrar tüm düşüncemiz erkeğin etrafında dönüyor. Günahkar taraf daha çok acı çeker mantığıyla erkeği tepeden tırnağa analiz ediyoruz. Acaba kız bunu başkasıyla mı yakaladı? Kız artık buna tahammul edemiyor mu? Sapık mı? Manyak mı? - gibi sorularla erkeğin psikolojisini çözmeye çalışıyoruz. Şizofren olduğuna dair de kendimizce bir kanıt bulamayınca, "Tamam, gerçekten sevdi demek, ama belli olmaz tabii." diyoruz. Son kelimelerle adamı karalamaya şans bırakıyoruz bir de kendimize.
Böyle durumlarda ben genelde ayrılma sebeplerini merak ediyorum. Erkek bir kızı böyle seviyorsa ve sevgililerse, kesin kız da bunu seviyor. Bir de erkeğe bakıp öylesine sevgi değil, baya derin bir ilişki olduğunu anlıyoruz. Bu durumlarda birbirilerini karşılıklı seven insanlar neden ayrılır?
a.
b.
c.
2. Aşk acısını dolu-dolu yaşayan erkek görmedik!!!!! Günümüzde çok sevdiği sevgilisinden ayrılan yetişkin bir erkek en fazla 1 yıl bekar gezer. Aynen!!! Bekar gezmesi konuştuğu kızların olmadığı anlamına gelmez. Kankalarıyla takılır, maç, futbol, film, PS derken başka bir manita yapar. Vicdanlıysa da, eski sevgilisinin ardından bırak güzel bir şey söylemeyi, kesinlikle hiçbir şey söylemez. Kendimizden uydurmuyoruz ya, bunca zaman böyle gördük.
Ya da, adam gerçekten çok sevdi, seviyor, acı çekiyor ama belli etmiyor. Erkek adam acısını belli eder mi?! - düşüncesi işte. Kendilerine yakıştırmazlar. Biz de uzaktan bakınca vurdumduymaz herifin teki olduğunu düşünüyoruz. Önyargılara karşı olsak da, aklmızın ucundan geçer bu düşünce. Sebebi de sadece bugüne kadar edindiğimiz tecrübe.
Aşklarından ölmelerine alışkın değiliz. Görmedik hiç sevgilisinden ayrıldıktan sonra kaç yıl yas tutan erkek. Görmedik. Göstermediler. Ya da gösterecek kadar sevmediler. Ya da sevdiler, göstermeyi kendilerine yakıştırmadılar. Ya da kendilerine yakıştıracak kadar sevmediler.
Yazının ilham kaynağı şarkı. Coverler zaten her zaman iyi.
p.s. Sevgilim yok, aşk acısı çekmiyorum, şarkıyı dinledikce acılar içindeymişim gibi hıçkıra-hıçkıra ağlamak geliyor içimden.

Güzel bir kadını sevdim, öyle ki dünyada beraber çocuk sahibi olmak istediğim şimdiye kadar ki tek kadın. Beni terk etti, başka dünyaların insanları olduğumuzu anlamıştım ama hiç unutmadım. Unutuldum, o hayatına devam etti, beni silemediğim, yerine yenilerini koyamadığım hatıralarla bıraktı. Aşk acısını 3 gün çekerim demişti bana ben 3 yıl acı çektikten sonra. 1095 gün geçerken aklımda olmadığı, onu hatırlamadığım tek bir gün yoktur. Peki değiyor mu? Asla. Çünkü en sonunda size "Sağlıklı bir erkeğin 3 yıl ilişkisi olmadan olur mu?" diye soruluyor. Gerçekten eski sevgiliye dönmeyin diyenlere kulak asmamazlık yapmayın, tecrübeyle sabittir.
ReplyDeletegecmis olsun.
ReplyDeleteUfo...
ReplyDeleteTarihte ve mitolojik de olsa hep erkekler aşk olur...
Çünkü kadın kadar akıllı, zeki ve doğurtkan değildir...
Kadin kadar mantıklı ve sorumluluk sahibi değildir erkek...
Seçici olan dişi varlıktır...
Ayrıca doğrudur da...
Mutlu, huzurlu ve yeten bir ilişkide hiç bir varlık aldatmaz...
Aldatma, aldatilan varlığın bildiği bir olaydir...
Ya eksik veya fazladır birşeyler...
Hatta büyümeyen çocukdur erkek...
Aşk hali o olma halidir...
Hastalıklı bir durumdur...
Akıllı ve zeki olan dişi varlık o olmaz...
O olma hali sadece doğurduğu varlık için geçerlidir...
Aşk olsun...