Senden Önce Ben.

Uzun zaman önce aldığım kitabı en nihayetinde okuma fırsatı buldum. Belki Haziranın 3-ü filmin çıkmasını öğrenmesem, okumayacaktım da. Uzuna radan sonra bir solukta okuduğum bir kitap oldu. PR fazla iyi olan bu kitabın neden filme dönüşeceğini anlamak için tabi ki okumak lazım. Bir de filmi izleyince kitapta olmayan ya da değişilen yerlerin istatiklerini tutmak aşırı zevkli. İste bu yüzden okudum.



Kitap hiçbir zaman iyileşmeyecek ve tekerlekli sandalyaya mahkum bi adamla onun toy bakıcısı arasında geçen olayları anladtıyor. Kitabın içeriğini anlatmak değil amacım, sonda yapılan bir adımı yazıcam. İlk başlarda baya sinirlenmiştim. Adamın bencil olduğunu, onu seven birini şuurlu halde bilerkten ardında bırakmasını hiç kabullenemiyordum. Benim dünyamda iki insan birbirini seviyorsa ve beraber olmaları için felaket zorluklar yoksa, aşklarını yaşamak zorundalar vs vs vs.

Baş rol oyuncularımızdan biri de ejderhaların annesi.

Kitapda da adam bir karar alıyor; hayatına son verecek. İntihar falan değil. Yasal yollarla yapiyor. Zaten öyle hastaneler var. Neyse. Başta adama düşman kesildim. Nasıl bırakırsın kızı, aileni falan. Hayattasın bu da birşey. Şükr etmen lazım falan derken bir baktım adamı anlamaya başlamışım.

Düşünsenize, tekerlekli sandalyeye mahkumsun. Kafan ve ağzın dışında hiçbir yerin haraket etmiyor. Birileri yediriyor, banyı yaptırıyor, altını değişiyor, gezdiriyor. Hep birileri, hep başkaları. Sanki sandalyeye değil de başka insanlara mahkumsun. 

Tamam bütün bunları geçtim. Sevdiğin biri var. Herşey süper. Cinsel hayatın yok, okay bunu da fazla kafaya takmıyorsunuz, amma zaman geçiyor, hayatındaki insana hep yük oluyorsun düşüncesi bitirir seni. Karyer yapmak istiyoru, yapamıyor. En basit seninle dışarı çıkmak istiyor, bi yere gidip gelinceye kadar tamamen elden düşüyor. Başta sorun yokmuş gibi davranırsın amma sonradan bunlar içini kemirir.

Onu da geçtim. Bir düğüne gidiyorsun herkes sana bakıyor. Parkta geziceksin bütün gözler üzerinde. Ne kadar da etrafını takmayan bir insan olursan ol, yoruluyorsun sonunda. Dışarı çıkmıyorsun artık. Kendini eve kapatıyorsun. Ne zamana kadar film izlenir ki?! O halde düpedüz ölümü bekliyorsun. Nerde ve nasıl olacağını da hiç bilmiyorsun.

Bütün bunları ve daha fazlasını düşünüp empati kurunca sonda haklı galiba dedim. Yaşamaya devam etseydi kendi için iyi olanı değil, etrafının istediğini yapmış olacaktı. Amma yapmadı. Ölmeyi seçti ve sanırım doğru kararı verdi. Bunları düşündükce aşırı zor bir olay. Hele hayatı en ekstrimal halde yaşayan bir insan hiç bir şeylere mahkum kalmak aşırı zor ve kabul edilemez bir durum.

Böyle empati kurunca doğru karar diyorum da, onun yerine olsaydım, acaba o kadar cesur olabilir miydim diye hala düşüneyorum.






















Comments